Archive forMarch, 2006

pilli network

biriciğimiz, aşkımız bildirgeç‘in yeni alt yapısı (ruby on rails) ile yeniden döndüğünü biliyor muydunuz?

dört kardeşler üstelik artık; hafif, bildirgeç, zamanzin.org, 3ayak.

oldukçta heyecanla takip edilesi.

[Kaynak]

Comments

Şu Grip Mikrobu!

Nasıl oldu anlamadım? Nerede ise on beş gündür grip ile boğuşuyorum. Kendimi rahat hissetmeme sebep oluyor. Burnum contası bozulmuş musluklara döndü. Geceleri de uyanıyorum.

Geçecektir diyorum ama inşaallah! Hasta olunca insan, sanki hiç sifa bulamayacakmış gibi hissediyor. Aşkta öyle!

Aşık adam bir başkasını sevemeyeceğini sanıyor. Leyla bir tanedir, diyor. Zaman ne Leyla’ları unutturuyor ki, sonuncusu neden unutulmasın.

Unutmak değil bu aslında; şifa bulmak, iyileşmek. İzleri hep taşınacaktır, su çiçeği gibi. Sakın sanmayın ama aşık olmak için çocuk olmak lazım. Belki aşık olmak için çocuk ruhundaki saflığa ihtiyaç duyuluyordur. Herkes aşık olamaz, diyenlerdenim ne de olsa.

Bir hastalık grip gibi, nereden bulaştığını bilmiyorsunuz. Sonra vücut bunu vaktinde yeniyor. Su çiceği misali özel durumlar istiyor. Ruhunuz musait olmalı. Her zaman yakalanamazsınız; o vaktini biliyor.

[Kaynak]

Comments

Pardus E-dergi

Ulusal işletim sistemimiz pardus‘un e-dergisi çıkmış. 48 sayfadan oluşan ilk sayıda pardus tarihçesinden, çalışanlardan ve pardus kurulumundan bahsetmişler. Dergiyi PDF, ODT ve DOC formatlarında indirmek mümkün. İşin kötü tarafı yeni sayıları haber verecek bir RSS beslemesinin olmaması.

[Kaynak]

Comments

Yaşamak veya Yazmak

Zweıg, Casanova’nın yazdıklarını anlatırken, kelimeyi en geniş anlamı ile ‘yaşamak’ fiilini kullanmış. Casanova’yı anlatmak için de bir çok sıfat eklemiş: Kumarbaz, çapkın, dolandırıcı, ahlaksız… ancak başka şeyleri de belirmiş: eğitimli, cesur, maceraperest, bilgili gibi.

Casanova “yaşamış”, varlığının sebebi olarak gördüğü haz için. Hiç bir yerde tutunamamış. Makam ve mevki tekliflerini umarsamamış. “Yaşamış” sadece yaşamış. Kendi yatağı olmayan bu adam için önemli olan o gece yatağı paylaşacak biri olması imiş. İster çirkin, fakir ve kimsenin yüzüne bakmadığı bir kadın olsun; isterse prenses, kontes, düşes, dünyalar güzeli olsun; yeter ki yalnız olmasın.

Sonra bunları yazmaya karar veriyor. Yaşadıklarını yazıyor. Hiç bir yazara nasip olmayan şeye sahip ne de olsa: yaşanmışlık.

Aşk konusunda yazan bir yazar, ne kadar aşkı tatmıştır acaba? Mecera romanı kalemi alan, adrenalini hissetmiş midir damarlarında? Yönetmenin inceliklerini anlatan ise biliyor mu ki hükmetmeyi?

Casanova yaşamış işte umarsızcasına, sonradan da yazmış işte. Ne yaşarken bir sorumluluk hissetmiş, ne de yazarken bir şeyden korkmuş.

[Kaynak]

Comments