pilli network
biriciğimiz, aşkımız bildirgeç‘in yeni alt yapısı (ruby on rails) ile yeniden döndüğünü biliyor muydunuz?
dört kardeşler üstelik artık; hafif, bildirgeç, zamanzin.org, 3ayak.
oldukçta heyecanla takip edilesi.
biriciğimiz, aşkımız bildirgeç‘in yeni alt yapısı (ruby on rails) ile yeniden döndüğünü biliyor muydunuz?
dört kardeşler üstelik artık; hafif, bildirgeç, zamanzin.org, 3ayak.
oldukçta heyecanla takip edilesi.
Geçecektir diyorum ama inşaallah! Hasta olunca insan, sanki hiç sifa bulamayacakmış gibi hissediyor. Aşkta öyle!
Aşık adam bir başkasını sevemeyeceğini sanıyor. Leyla bir tanedir, diyor. Zaman ne Leyla’ları unutturuyor ki, sonuncusu neden unutulmasın.
Unutmak değil bu aslında; şifa bulmak, iyileşmek. İzleri hep taşınacaktır, su çiçeği gibi. Sakın sanmayın ama aşık olmak için çocuk olmak lazım. Belki aşık olmak için çocuk ruhundaki saflığa ihtiyaç duyuluyordur. Herkes aşık olamaz, diyenlerdenim ne de olsa.
Bir hastalık grip gibi, nereden bulaştığını bilmiyorsunuz. Sonra vücut bunu vaktinde yeniyor. Su çiceği misali özel durumlar istiyor. Ruhunuz musait olmalı. Her zaman yakalanamazsınız; o vaktini biliyor.
Casanova “yaşamış”, varlığının sebebi olarak gördüğü haz için. Hiç bir yerde tutunamamış. Makam ve mevki tekliflerini umarsamamış. “Yaşamış” sadece yaşamış. Kendi yatağı olmayan bu adam için önemli olan o gece yatağı paylaşacak biri olması imiş. İster çirkin, fakir ve kimsenin yüzüne bakmadığı bir kadın olsun; isterse prenses, kontes, düşes, dünyalar güzeli olsun; yeter ki yalnız olmasın.
Sonra bunları yazmaya karar veriyor. Yaşadıklarını yazıyor. Hiç bir yazara nasip olmayan şeye sahip ne de olsa: yaşanmışlık.
Aşk konusunda yazan bir yazar, ne kadar aşkı tatmıştır acaba? Mecera romanı kalemi alan, adrenalini hissetmiş midir damarlarında? Yönetmenin inceliklerini anlatan ise biliyor mu ki hükmetmeyi?
Casanova yaşamış işte umarsızcasına, sonradan da yazmış işte. Ne yaşarken bir sorumluluk hissetmiş, ne de yazarken bir şeyden korkmuş.