Işık Kitabı

“Fırtınanın gürültüsü ve balkonda rüzgarın etkisiyle
ses çıkaran tahta zımbırtı nedeniyle
geceyi bir o yana bir bu yana
dönerek geçirdim.”

Eylülce

“Hava; dinlemek istediÄŸim müziÄŸi,
görmek istediğini renkleri,
uykumun açılıp açılmamasını,
mutlu olup olmamamı
hep etkilemiÅŸtir.”

Selinzz

Bir zamanlar, hava durumu sunucusu programını şöyle kapatıyordu: “Havalar nasıl olursa olsun, sizin havanız iyi olsun.”

Bunun pek o kadar da kolay olmadığını düşünüyorum. Hava durumu -istemesek bile (bazen istenebiliyor)- yaşamamıza çok ciddi oranda müdahale ediyor. Yağmur ilk yağmaya başladığı anlarda trafik kazalarına sebep oluyorken -lastikler daha islanmamış olması- bir süre sonra ise yolların kapanmasını sağlıyor. Veya da, bugün olduğu gibi sinir bozucu bir fırtına ile ruhumuzu sıkabiliyor.

Mesele iyi havaların psikolojik etkisi olmadığından, kötü hava koşulları örnekleri ile başladım. Şehir yaşamı -hala- meteorolojik şartlarınn etkisinde kalmasından, en başta trafik gibi en temel, yaşamı etkileyen bir unsurun bizde oluşturabileceği ruhsal gerginlikler önemli gözüküyor.

Oysa ki güneş ışıkları ile bizler, daha fazla etki altında kalabiliyoruz. Bununla ilgili yapılmış araştırmaların güzel bir sunumu olan bir kitap var: Işık Kitabı.

İnsan Yayınları tarafından basılan kitabın tanıtım yazısı şöyle:

“Biyolojik saatimiz çok hassastır. Bu hassasiyetini uyku düzensizlikleri, bitkinlik dalgaları, bilinç bozuklukları, iÅŸtah deÄŸiÅŸiklikleri, kiloyu korumada zorluklar, depresyonlu ruh hali ve bunun gibi çeÅŸitli tetikleyici semptomlarla göstermektedir. Hyman biyomedikal bilimin öncesindeki, bizi bu yeniliklere gebe noktaya taşıyan tarihi trendleri, sanatsal bir ÅŸekilde anlatmaktadır. Ve büyük bir hassasiyetle gün ışığı yoksunluÄŸundan muzdarip insanların kendi tecrübelerini ve çözümlerini tarif etmelerine izin vermektedir. Bu kitap muhtemelen sizin davranışlarınızı deÄŸiÅŸtirecek bir eserdir.”

Tüm bu sözlerden sonra içime baktığım zamanlarda ise hatırladığım harika zamanların kötü hava şartları altında, kapalı bir havada olması beni pek o kadar da etkilememişti. Lise yıllarında, her cuma sinemaya gitme zevkimiz vardı. Cuma günlerinde havanın bozuk olması beni hiç etkileyemezdi. Nasıl olsa güzel bir film izleyeceğiz, oradan da bir saat kadar bir şeyler atıştırmak için sağa sola gideceğiz. (Belki de hayatı -gerçekten- tozpembe görüyorduk. :) )

Åžimdi de hava ÅŸartlarının bile keyfimi bozmaması için sığınaklarım var: Müzik, bazen sesli ÅŸiir okumak, bazen dua ve bazen de bir dost ile konuÅŸmak… Modern Batı kendini doÄŸaya hükmetmekle konumlandırdı; ben ise doÄŸanın beni en az etkilemesi ile ÅŸartlandırıyorum :)

Not: Ben şuna inanlardanım: Bir gün gelecek şehirler kapalı sistemler olacak; hava güneşli, ruhlar dingin, hep bahar :) Bu kesinlikle bir temenni değil. Belki bir zorunluluk ile bu şartlar oluşacak. Bizler de birer kobay hayvanı yaşamı ile ödüllendirilecek olacağız. Onun için kobay hayvanları hislerini şimdiden öğrenmekte fayda var.

[Kaynak]

Leave a Comment

You must be logged in to post a comment.